Facebook

Twitter

Copyright 2018 AloraNet.
Tüm hakları saklıdır.

(212) 219 19 24

Facebook

Twitter

Search

Menu

 

Author: Nil Karaman

İleti Yönetim Sistemi (İYS) Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Bilindiği üzere elektronik iletişim araçlarıyla yapılan ticari iletişime dair bilgi verme yükümlülüklerine ve ticari elektronik iletilerde uyulması gereken hususlara ilişkin usul ve esaslar 15 Temmuz 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) ile düzenlenmiş Yönetmelik’te 4 Ocak 2020 tarihinde yapılan kapsamlı değişiklik ile Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) özellikle elektronik ortamda gerçekleştirilen çevrim içi iktisadi ve ticari her türlü faaliyeti olarak tanımlanan elektronik ticarette[1] (“E-ticaret”) gerçekleştirilen ticari iletişim için özellikle elektronik ticaret faaliyetinde bulunan hizmet sağlayıcılarını (“Hizmet Sağlayıcı”) ilgilendiren bir yükümlülük olarak e-ticaret ilişkilerine dahil olmuştur. Bu yazının konusu da tüketiciler ya da...

Continue reading

Türk Deniz Hukukunda Gemilerin İhtiyati Haczi

Deniz Hukuku’nun ayrıntıları ile düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) Deniz Hukuku’nda cebri icraya ilişkin genel hüküm niteliğinde düzenlemeler içermektedir. TTK’da gemilere ilişkin tek geçici hukuki koruma tedbiri ise ihtiyati haciz olarak düzenlenmiştir[1]. Bununla birlikte, Türk hukuku için 25 Mart 2017’de yürürlüğe giren 6 Mayıs 1993 tarihli Gemiler Üzerindeki İmtiyazlar ve İpotekler Hakkınsa Milletlerarası Sözleşme ile 12 Mart 1999 tarihli Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Milletlerarası Sözleşme[2] (1999 Cenevre Konvansiyonu) Anayasa’nın 90. Maddesi gereği yasa hükmü haline geldiğinden gemilerin ihtiyati haczi konusunda öncelikle işbu milletlerarası sözleşmeler göz önünde bulundurulacaktır[3]. 1999 Cenevre Konvansiyonu’nun uygulama alanı herhangi bir savaş gemisi, yardımcı savaş gemisi veya...

Continue reading

Türk Hukukunda Avukatın Bilgi Alma ve İnceleme ile Delil Toplama Yetkisi

Avukatların delil toplama yetkileri görev yaptıkları ülkelerin bağlı oldukları hukuk sistemiyle yakından ilişkilidir. Anglo-Amerikan sisteminde delillerin toplanmasının nihai sorumluluğu taraflara ve taraf avukatlara ait iken, hukuk sistemimizin dahil olduğu Kıta Avrupası sisteminde bu sorumluluk taraflara veya taraf avukatlarına değil mahkemeye aittir ve bu nedenle hukuk sistemimizde avukatın bilgi alma yetkisi geniş çerçevede mevcutken delil toplama yetkisi oldukça kısıtlıdır. ♦ Avukatın Delil Toplama Yetkisi Medeni usul hukukunda delillerin toplanması kavramı, genel olarak, delillerin elde edilmesi anlamına gelir. Bu açıdan, söz konusu kavramın hem taraf ve hem hâkimin delil temin etmesi hem de sunulan delillerin mahkemece toplanması[1] ve geniş çerçevede hakimin davayı aydınlatma ödevi...

Continue reading

Uluslararası Satış Sözleşmelerinde Ürün Sorumluluğu

Sorumluluk hukukunun hem sözleşme sorumluluğunu hem de sözleşme dışı sorumluluk hallerini kapsar. En basit haliyle, sözleşme sorumluluğu sözleşmeden doğan borcun sözleşmeye uygun olarak ifa edilmesini gerektirirken; sözleşme dışı sorumluluk ise zararın doğmasına bağlı olarak zarar verenin sorumlu tutulduğu bir sorumluluk halidir[1]. Ürün sorumluluğu da öncelikle ürünün sözleşmeye uygun olarak -teknik özellikleri dahil sözleşmeye uygun teslimi- ile bilhassa ürün olmasından kaynaklanan üreticisine yüklediği ayıptan sorumluluk kapsamına sözleşme dışı sorumluluğun kapsamına girmektedir. Fakat taraflar arasında sözleşme olup olmadığına bakılmaksızın ürün sorumluluğunun bilimsel alanda başlı başına sözleşme dışı sorumluluk kapsamında değerlendirildiğini de belirtmek gerekir[2]. Türk Borçlar Kanunu (TBK) haksız fiil hükümlerine yansıyan haliyle kusurlu...

Continue reading

Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği, Garanti Belgesi Yönetmeliği ile Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu Yönetmeliği’nde 01.01.2021’de Yürürlüğe Girecek Değişiklikler

Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği, Garanti Belgesi Yönetmeliği ile Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu Yönetmeliği’nde 01.01.2021 tarihi itibariyle yürürlüğe girecek şekilde tüketicileri ve tüketicilere ürün ve hizmet sağlayan üretici, satıcı ve ithalatçıları ilgilendiren önemli değişiklikler yapıldı. Yapılan değişikliklerin temelinde hem tüketicileri hem de üretici, satıcı ve ithalatçıların dikkatini çekmek istediğimiz ürün ve hizmet sağlama ilişkisi için önem arz eden “kalıcı veri saklayıcısı” terimini açıklamak gerekmiştir. GENEL BİLGİLENDİRME Ürünlerin kullanım ömürleri, azami tamir süreleri ile satış sonrası montaj, bakım ve onarım hizmetlerine ilişkin usul ve esasları düzenleyen Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği[1]; garanti belgesi ile satılmak zorunda olan ürünleri belirleyen ve garanti belgesine ilişkin usul ve esasları...

Continue reading

Yabancı Unsurlu Satım Sözleşmelerinde Ayıptan Doğan Sorumluluk (CISG)

→ Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi Milletlerarası ticaret, eşitlik, güven ve karşılıklı menfaat temelinde gelişmelidir. Milletlerarası mal satımına ilişkin sözleşmelere uygulanacak farklı sosyal, ekonomik ve hukuki sistemleri dikkate alacak yeknesak kuralların kabul edilmesi, milletlerarası ticarette hukuki engellerin kaldırılmasına yardımcı olacağı açıktır. Bu kapsamda yabancı unsurlu herhangi satım sözleşmelerine ilişkin sözleşmenin uygulanması veya yorumlanmasına ilişkin bir değerlendirme yapılmadan önce sözleşmeye  uygulanacak hukukun tespiti gerekir. Aksi takdirde; taraflar arasındaki uyuşmazlığı sağlıklı olarak değerlendirmek mümkün olmadığı gibi değerlendirmede de uygulanacak hukuku tamamen yanlış nitelendirmek mümkündür. Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukukun belirlenmesinde ilk kaynağımız olan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul...

Continue reading

Mülkiyet Hakkının Sınırlandırılması

Mülkiyet hakkı Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenmiş olan ve gerçek kişi/tüzel kişi veya Türk vatandaşı/yabancı ayrımı yapmaksızın herkese ekonomik değeri bulunan “şeyler” üzerinde egemenlik kurmalarını sağlayan mutlak bir haktır. Bu bağlamda fikri mülkiyet hakları, alacak hakları gibi ekonomik değer taşıyan diğer haklar da mülkiyet hakkının kapsamında olacaktır[1]. Mülkiyet hakkının temel bir insan hakkı olması nedeniyle, mülkiyet hakkının ihlal edilmesi herkesten beklenebilir ve hak sahibi de mülkiyet hakkını herkese karşı ileri sürebilir. Mülkiyet hakkının kapsamını; mülkiyet konusu nesnenin özelliklerine, müdahalenin kimden geldiğine, malike ve malike sağladığı haklar ile yüklediği ödevlere göre ayrı ayrı değerlendirmek gerekecekse de mülkiyet hakkının kişiye: maliki olduğu nesneyi kullanma,...

Continue reading

Tescilli Marka Hakkına Tecavüz

Günümüz dünyasında üretici ile tüketici arasında çok zaman fiziki bir bağ bulunmamakta, hatta genelde ürünün üreticisinin kimliği dahi bilinmemektedir. Ürün üzerindeki marka, tek başına, ürünün kaynağı ve kalitesi konusunda tüketici için yeterli bir referans oluşturmakta ve tüketiciler salt markaya dayalı olarak ürüne itibar etmektedir[1]. Ekonomik hayatın vazgeçilmez unsuru olan marka, her hukuk sistemine göre farklı tanımlanmakla birlikte en temel anlamıyla, bir ürünü veya hizmeti benzeri ürün veya hizmetlerden ayırt etmeye yarayan her tür işaret olarak tanımlanabilir[2]. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca ise marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan ve marka sahibine sağlanan...

Continue reading

Elektronik Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Bilgi Sistemi

I. KANUNİ DAYANAK 05.06.2003 yürürlük tarihli Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu kapsamında yabancı yatırımcıların haklarının korunması ile yatırım ve yatırımcı tanımlarında uluslararası standartlara uyulmasına, doğrudan yabancı yatırımların gerçekleştirilmesinde izin ve onay sisteminin bilgilendirme sistemine dönüştürülmesine ve tespit edilen politikalar yoluyla doğrudan yabancı yatırımların artırılmasına ilişkin esaslar belirlenmiştir[1]. Burada özellikle uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümleri tarafından aksi öngörülmedikçe; yabancı yatırımcılar tarafından Türkiye'de doğrudan yabancı yatırım yapılmasının serbest olması ve yabancı yatırımcının da yerli yatırımcı ile eşit muameleye tabi tutulması ile yabancı yatırımların artırılmasının amaçlandığı söylenebilir[2]. Bu kapsamda yabancı yatırımcı, Türkiye'de doğrudan yabancı yatırım yapan, yabancı ülkelerin vatandaşlığına sahip olan gerçek kişiler ile yurt dışında...

Continue reading

Temel Arabuluculuk Modelleri

Bilindiği üzere, arabuluculuk, tarafsız üçüncü kişinin yardım ettiği bir çeşit kolaylaştırılmış müzakeredir. Arabuluculuğun temel ilkeleri, devlet yargısına alternatif olması, tarafsız üçüncü kişinin mevcudiyeti, bağlayıcı bir karar verilememesi, gönüllük, geleceğe odaklılık, yetkinin taraflardan alınması ve kural olarak gizli olmasıdır. Klasik bir arabuluculukta, arabuluculuk süreci üç bölümde incelenebilir: 1. İlki, anlatma ve dinlemenin gerçekleştiği açılış oturumudur. 2. Diğeri, müzakereleri kolaylaştırmak veya ortak oturumlarda elde edilmesi mümkün olmayan bilgilere erişmek için kullanılan özel oturumlardır. Özel oturumlar, müzakerelerin daha sağlıklı ilerlemesi için, açılış oturumunu takip eden aşamada, diğer tarafın bilinçli olarak hariç bırakıldığı görüşmelerdir. 3. Üçüncü asama, bütün tarafların yer aldığı, pazarlıkların ve anlaşmanın hazırlandığı ortak oturumlardır. Başarılı bir...

Continue reading