Facebook

Twitter

Copyright 2018 AloraNet.
Tüm hakları saklıdır.

(212) 219 19 24

Facebook

Twitter

Search

Menu

 

Yayınlarımız

2279 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile İcra ve İflas Takiplerinin Durdurulması

Bilindiği üzere 22.03.2020 tarihinde yayımlanan 2279 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ("Karar") ile Korona virüsü (COVID-19) salgınının yayılımını önlemek amacıyla alınan tedbirler kapsamında İcra ve İflas Kanunu ("İİK") m. 330  gereğince icra ve iflas takipleri durdurulmuştur (fevkalede mühlet). İşbu yazı ile mezkûr kararın icra ve iflas takiplerine ilişkin hukuk âleminde doğuracağı sonuçların tespiti mevcut yasal düzenlemeler ele alınmıştır. A. Yasal Düzenlemeler 1. 2279 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak nitelendirilen ve kısa sürede tüm ülkelerde görülen COVID-19 salgınının yayılımını önlemek adına alınan tedbirler kapsamında Cumhurbaşkanı tarafından 21 Mart 2020 tarihinde alınan karar gereğince nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere icra ve iflas...

Continue reading

Salgın (COVID-19) Halinde İşçi-İşveren İlişkisi

Çin’in Vuhan Eyaleti’nde Aralık ayının sonlarında gelişen ve tanımlanmasından sonra Dünya genelinde hızla yayılan Coronavirüs(COVID-19) için 11.03.2020 itibariyle Türkiye’de de vakalar duyurulmaya başlamıştır. Bu yazının konusu, işçileri ve işverenleri salgının yaratabileceği hukuki sonuçlar hakkında bilgilendirmek ve işverenlerin işletmesel kararlar almasına yardımcı olabilmek adına işveren ve işçilerin yükümlülükleri ve haklarının incelemektir. Gelişmeler günlük olarak değişmekte olduğundan hükümet tarafından farklı düzenlemeler de yapılabilecek olup gelişme halinde güncelleme yapılacağını bilgilerinize sunarız. 1. Uzaktan Çalışma Görev tanımı ve koşulların elvermesi halinde işlerin devam etmesi ve sağlık risklerinin azaltılması için uzaktan çalışma yapılmasına karar verilebilir. Bu uygulamaya geçilmesi için herhangi bir yazılılık şartı aranmamakta olup, işverenin bu durumu...

Continue reading

Elektronik Ticarette Güvenlik

E-Güven: E-Ticaretin doğması ve internetin kitlelerin kullanımına açılması neticesinde zaman içerisinde internet ortamında illegal faaliyetler de görülmeye başlanmış, güvenlik ihlalleri çoğalmış ve tüketiciler, ticari işletmeler, hatta devletler nezdinde “elektronik güven/e-güven” kavramı çok daha büyük bir önem kazanmıştır. E-Güven; çevrimiçi bir ortamda, bir kişinin kırılganlıklarının veya zayıflıklarının sömürülmeyeceğinden veyahut istismar edilmeyeceğinden emin olmasına, bu minvalde bir beklentiye sahip olmasına yönelik bir davranış tutumudur [1]. Gerek bireysel tüketiciler gerekse e-ticaret siteleri ve işletmeler için daha güvenli bir ortamın oluşturulmasına katkı sağlayan enstrümanlar genellikle kaynağını kanun ve/veya yönetmelikler gibi hukuki araçlardan alarak e-ticarette de e-güveni inşa etmektedir. 2. Güvenli Ödeme Yöntemleri Elektronik ödeme, bir mal ya da hizmetin...

Continue reading

Kurumlar Vergisi Açısından Muafiyet, İstisna ve İndirimlere Kısa Bir Bakış

Sermaye şirketlerinin kazançları kurumlar vergisi adı altında gelir vergisinden farklı bir rejimde vergilendirilmektedir. Kurumlar vergisi kurum gelirlerini vergilendiren dolaysız bir vergi niteliğindedir ve bu vergiyi doğuran olay kurum kazancının elde edilmesidir [1]. Kurum Kazancının Tespiti 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na (“KVK”) göre vergilendirme yapılabilmesi için net kurum kazancı tespit edilmelidir. Verginin matrahı 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda (“GVK”) ticari kazanç ile ilgili hükümlere göre saptanacağından Kurumlar Vergisine tabi olan kazançların tamamı herhangi bir ayrım yapılmaksızın kurum kazancı olarak vergilendirilecektir. Net kurum kazancın elde edilmesi için katlanılan maliyet ve giderler ile KVK’na göre indirilebilecek diğer muafiyet, istisna ve indirimler belirlenecektir. Kurumlar Vergisi Açısından Mükellef Gelir Vergisinde...

Continue reading

YouTube Kanalından Sesli Kitap Paylaşımı

YouTube sosyal medya hesaplarında sıklıkla rastladığımız sesli kitap paylaşımlarını hukuki olarak değerlendirebilmesi için öncelikle bu paylaşımların Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında, eser sahibine ait olan birden fazla mali hak ile ilintilidir. Resimli kitapları fotoğraflayıp seslendirme faaliyeti işleme ve çoğaltma hakkı ile bağlantılı iken, işbu eserin işlem gördükten sonra sosyal mecrada yayınlanması ise temsil hakkını ilgilendirmektedir. Bir eserin mali hakları münhasıran eser sahibine ait olup, her bir hak birbirinden ayrı değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Ayrıca eser sahibi mali haklarının birini veya birden fazlasını kısmen veya tamamen devredebilir. Lisans dediğimiz yani devreden eser sahibinin malvarlığını terk etmeden devralana o hakkın sadece kullanılması hakkını...

Continue reading

Arabuluculuk Çözüm Yöntemi Başarısızlık Sebepleri

Arabuluculukta, arabulucunun ana odağı anlaşmazlıklar konusunda birbirleriyle iletişim kurmaları için tarafları teşvik etmektir. Çünkü uyuşmazlığın tarafları arasında etkili bir iletişim kanalı olmaksızın, arabuluculuk büyük ihtimalle başarısızlık ile sonuçlanacaktır. Bu da temelde tarafların arabuluculuk kültürüne aşina olmasını gerektirir. 2013- 19.12.2019 resmi rakamlarına göre – her ne kadar rakamların inandırıcılığı ayrıntılandırılmadığı için soru işareti barındırsa da -  239.927 adet ihtiyari arabuluculuğun %97’si anlaşma ile sonuçlanırken; -dersimiz ile ilgili olduğu için- 146.415 adet ticari uyuşmazlıkta zorunlu arabuluculuğun yalnızca %57’si anlaşma ile sonuçlanmıştır. Her ne kadar spesifik olarak ilgili başvurulardan ne kadarının sigorta uyuşmazlıkları özelinde olduğu bilinmese de sigorta uyuşmazlıklarında arabuluculuk süreci ile genel itibariyle...

Continue reading

Pay Sahibinin İş Sözleşmesi ile Ortak Olduğu Şirkette Çalışması

İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir. 4857 sayılı İş Kanunun 2. maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır ve yasal olarak bu işçi ve işveren sıfatlarının aynı kişide birleşemeyeceği kabul edilmektedir. Bu çalışmanın konusu, sermaye şirketlerinde özellikle anonim ve limited şirketlerde pay sahiplerinin bir iş sözleşmesi ile ortağı olduğu şirkette çalışması durumunda işçi ve işveren sıfatının birleşmesi hukuki müessesesinin incelenmesidir. 1. Bağımlılık İlişkisi İşçi...

Continue reading

Adli Yardım Kararı Kapsamında Vekalet Ücretinden Sorumluluk

Günümüzde bir dava sürecinin oldukça yüksek meblağlarda masraf yaratması ve bu nedenle yoksul kişilerin hukuki haklarını kullanmaları yönünde engel oluşturmasının önüne geçilmesi amacıyla adli yardım kurumu getirilmiştir. Bu kavram, HMK 335. Maddesinde sayılmakta olan; peşin ödenmesi gereken yargılama giderlerinin ertelenmesi, bazı giderlerin devlet tarafından avans olarak karşılanması ve ücreti sonradan ödenmek üzere vekil tayin edilmesi gibi bazı muafiyetler sağlamaktadır. Bir davada adli yardımdan yararlanabilmek için kişinin (i) kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ve (ii) iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde,...

Continue reading

Şirketin Ortaklarına Borçlanması ve Örtülü Sermaye Kavramı

Günümüzde, anonim şirketler finansman sıkıntısı çekerek öz kaynaklarının yetersizliği sebebi ile nakit akışlarını olumsuz etkileyen durumlarla karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu hallerde kısa veya uzun vadeli ortaya çıkan nakit ihtiyacı için şirket ortağının şahsi paralarından döviz veya TL cinsinden yıl içinde bir veya daha fazla borç para alabilmektedir. Şirketin aldığı bu borçlar karşılığında ortağa herhangi bir faiz ve benzeri adlar altında bir bedel ödenmemesi halinde şirket bünyesinde ödeme sırasında kur farkı oluşabilmekte veya enflasyon nedeniyle gerçek kişi ortak aleyhine zarar doğabilmektedir. İşte bu halde borçlanılan bu paralarla ilgili herhangi bir faiz ödenmemesi örtülü sermaye kapsamında değerlendirilebilmektedir. Ortakların şirkete borç vermelerindeki sebeplerden biri...

Continue reading

Anonim Şirket ve Limited Şirketlerde Ortaklar ve Yöneticiler Açısından Rekabet Yasağı

Hukuki Anlamda Rekabet: 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun (“RKHK”) 3. Maddesi uyarınca rekabet, “mal ve hizmet piyasalarındaki teşebbüsler arasında özgürce ekonomik kararlar verilebilmesini sağlayan yarış” olarak tanımlanır. Kişilerin ve toplumun gelişmesi açısından gerekli olan rekabet, dürüstlük kuralı ve ahlak kurallarına uygun olduğu ölçüde kişi ve toplumun refah düzeyinin yükselmesini sağlar[1]. Piyasalarda rekabetçi düzenin oluşturulması ve bu düzenin devam etmesi amacı ile rekabetin dürüstlük kuralı ve ahlak kurallarına uygun çerçeve içinde kalmasının sağlanması için rekabetin hukuki anlamda çerçevesinin çizilmesi ve sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın konusu, Türk yasal mevzuatında sermaye şirketlerinden anonim şirket ortakları ve yönetim kurulu üyeleri ile limited şirket ortak ve...

Continue reading