Facebook

Twitter

Copyright 2018 AloraNet.
Tüm hakları saklıdır.

(212) 219 19 24

Facebook

Twitter

Arama

Menu

 

Güncel Haberler & Yayınlarımız

İşyeri Kira Sözleşmeleri Açısından COVID-19 ve Mücbir Sebep

Tarafların sözleşme yaptıkları sırada öngöremedikleri ve sözleşmeyi yaptıktan sonra ortaya çıkmasıyla sözleşmede üstlenilen sorumlulukların yerine getirilmesini veya bir hakkın veya hukuksal imkânın veya yasal bir avantajın kullanılmasını veya talep edilmesini, kısmen veya tamamen, geçici veya daimi surette engelleyen, bu niteliği dolayısıyla sorumluluğu kaldıran veya yerine getirilmesini, süresini ve vadesini geciktiren veya sorumluluğun niteliğini değiştiren, bir hakkın veya hukuksal imkânın veya yasal bir avantajın kullanılmasına ilişkin sürelerin yeniden tanınmasını, sürelerin uzatılmasını veya eski hale iade edilmesini gerekli ve zorunlu kılan hallerde mücbir sebebin varlığının kabulü gerekir. Esasen, mücbir sebeplerin çeşitlerini sözleşmelerde de sınırlayabilmek mümkün değildir ve devamlı değişme ve gelişme halindedir. Objektif...

Devamını oku

RESMİ GAZETE: COVID-19 (Korona Virüs) Enfeksiyonu Salgını Kapsamında Alınan Önlemler

30.03.2020 √ Kredi Garantı Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Kararın yürürlüğe konulmasına karar verilerek; • Kredi garanti kurumları tarafından verilen kefaletlerin toplam bakiye tutarı 250 milyardan 500 milyar liraya, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından kredi garanti kurumlarına aktarılabilecek kaynak sınırı da 25 milyar liradan 50 milyar liraya çıkarılmıştır. • Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankasına, kredi açılış tarihinden başlamak üzere bireysel ve işletme kredilerinde 96 ay, yatırım kredilerinde ise 156 ayı aşmamak üzere birden fazla yapılandırma yapabilme ve kredi vadesini değiştirebilme yetkisi verilmiştir. • Her bir yararlanıcı için kefalet limiti, gerçek kişi yararlanıcılarda azami 100 bin lira, KOBİ tanımına haiz yararlanıcılarda...

Devamını oku

İcra Takiplerinin Durdurulmasının Maaş Haczine Etkisi

İcra ve İflas Kanunu (“İİK”) m. 330 gereğince Cumhurbaşkanı tarafından icra ve iflas takiplerinin durdurulması ile birlikte mezkûr kararın hukuk âleminde doğuracağı sonuçlar, “2279 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile İcra ve İflas Takiplerinin Durdurulması” başlıklı yazımızda yer verilmiştir. Bu yazımızda ise durdurma kararı öncesinde gönderilmiş ve kesinleşen haciz ihbarnamesi ile borçlunun maaşına uygulanan haciz nedeniyle kesinti yapılmasına devam edilip edilemeyeceği incelenerek, haciz nedeniyle çalışanlarının maaşından kesinti yapan işverenler ile maaşında haciz nedeniyle kesinti bulunan kişilere konu hakkında bilgi vermek amaçlanmaktadır. İİK m. 330’da “Salgın hastalık, umumi bir musibet veya harb halinde Cumhurbaşkanı karariyle memleketin bir kısmında veya bazı iktisadi zümreler lehine muayyen...

Devamını oku

COVID-19 (Koronavirüs) Salgınının Sözleşmelere Etkisi

Aralık 2019’da Çin’de ortaya çıkan ve Mart 2020 itibariyle hemen hemen bütün ülkelerde rastlanmış olan COVID-19 (Korona Virüsü) enfeksiyonu 11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) (1) nüfusun daha önce maruz kalmadığı bir hastalığın ortaya çıkışı, (2) hastalığa sebep olan etmenin insanlara bulaşması ve tehlikeli bir hastalığa yol açması, (3) hastalığın insanlar arasında kolayca ve devamlı olarak yayılması şartlarının sağlandığı gözetilerek pandemi olarak ilan edilmiştir. Ülkemizde de ilk vaka 12 Mart 2020 tarihi itibariyle açıklanmış ve her geçen gün vaka sayısı hızla artmaktadır. Bu çalışmanın konusu 11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilen Korona Virüs enfeksiyonunun...

Devamını oku

2279 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile İcra ve İflas Takiplerinin Durdurulması

Bilindiği üzere 22.03.2020 tarihinde yayımlanan 2279 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ("Karar") ile Korona virüsü (COVID-19) salgınının yayılımını önlemek amacıyla alınan tedbirler kapsamında İcra ve İflas Kanunu ("İİK") m. 330  gereğince icra ve iflas takipleri durdurulmuştur (fevkalede mühlet). İşbu yazı ile mezkûr kararın icra ve iflas takiplerine ilişkin hukuk âleminde doğuracağı sonuçların tespiti mevcut yasal düzenlemeler ele alınmıştır. A. Yasal Düzenlemeler 1. 2279 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak nitelendirilen ve kısa sürede tüm ülkelerde görülen COVID-19 salgınının yayılımını önlemek adına alınan tedbirler kapsamında Cumhurbaşkanı tarafından 21 Mart 2020 tarihinde alınan karar gereğince nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere icra ve iflas...

Devamını oku

Salgın (COVID-19) Halinde İşçi-İşveren İlişkisi

Çin’in Vuhan Eyaleti’nde Aralık ayının sonlarında gelişen ve tanımlanmasından sonra Dünya genelinde hızla yayılan Coronavirüs(COVID-19) için 11.03.2020 itibariyle Türkiye’de de vakalar duyurulmaya başlamıştır. Bu yazının konusu, işçileri ve işverenleri salgının yaratabileceği hukuki sonuçlar hakkında bilgilendirmek ve işverenlerin işletmesel kararlar almasına yardımcı olabilmek adına işveren ve işçilerin yükümlülükleri ve haklarının incelemektir. Gelişmeler günlük olarak değişmekte olduğundan hükümet tarafından farklı düzenlemeler de yapılabilecek olup gelişme halinde güncelleme yapılacağını bilgilerinize sunarız. 1. Uzaktan Çalışma Görev tanımı ve koşulların elvermesi halinde işlerin devam etmesi ve sağlık risklerinin azaltılması için uzaktan çalışma yapılmasına karar verilebilir. Bu uygulamaya geçilmesi için herhangi bir yazılılık şartı aranmamakta olup, işverenin bu durumu...

Devamını oku

Kurumlar Vergisi Açısından Muafiyet, İstisna ve İndirimlere Kısa Bir Bakış

Sermaye şirketlerinin kazançları kurumlar vergisi adı altında gelir vergisinden farklı bir rejimde vergilendirilmektedir. Kurumlar vergisi kurum gelirlerini vergilendiren dolaysız bir vergi niteliğindedir ve bu vergiyi doğuran olay kurum kazancının elde edilmesidir [1]. Kurum Kazancının Tespiti 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na (“KVK”) göre vergilendirme yapılabilmesi için net kurum kazancı tespit edilmelidir. Verginin matrahı 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda (“GVK”) ticari kazanç ile ilgili hükümlere göre saptanacağından Kurumlar Vergisine tabi olan kazançların tamamı herhangi bir ayrım yapılmaksızın kurum kazancı olarak vergilendirilecektir. Net kurum kazancın elde edilmesi için katlanılan maliyet ve giderler ile KVK’na göre indirilebilecek diğer muafiyet, istisna ve indirimler belirlenecektir. Kurumlar Vergisi Açısından Mükellef Gelir Vergisinde...

Devamını oku

Pay Sahibinin İş Sözleşmesi İle Ortak Olduğu Şirkette Çalışması

İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir. 4857 sayılı İş Kanunun 2. maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır ve yasal olarak bu işçi ve işveren sıfatlarının aynı kişide birleşemeyeceği kabul edilmektedir. Bu çalışmanın konusu, sermaye şirketlerinde özellikle anonim ve limited şirketlerde pay sahiplerinin bir iş sözleşmesi ile ortağı olduğu şirkette çalışması durumunda işçi ve işveren sıfatının birleşmesi hukuki müessesesinin incelenmesidir. 1. Bağımlılık İlişkisi İşçi...

Devamını oku

Adli Yardım Kararı Kapsamında Vekalet Ücretinden Sorumluluk

Giriş: Günümüzde bir dava sürecinin oldukça yüksek meblağlarda masraf yaratması ve bu nedenle yoksul kişilerin hukuki haklarını kullanmaları yönünde engel oluşturmasının önüne geçilmesi amacıyla adli yardım kurumu getirilmiştir. Bu kavram, HMK 335. Maddesinde sayılmakta olan; peşin ödenmesi gereken yargılama giderlerinin ertelenmesi, bazı giderlerin devlet tarafından avans olarak karşılanması ve ücreti sonradan ödenmek üzere vekil tayin edilmesi gibi bazı muafiyetler sağlamaktadır. Bir davada adli yardımdan yararlanabilmek için kişinin (i) kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ve (ii) iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra...

Devamını oku

Şirketin Ortaklarına Borçlanması ve Örtülü Sermaye Kavramı

Giriş: Günümüzde, anonim şirketler finansman sıkıntısı çekerek öz kaynaklarının yetersizliği sebebi ile nakit akışlarını olumsuz etkileyen durumlarla karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu hallerde kısa veya uzun vadeli ortaya çıkan nakit ihtiyacı için şirket ortağının şahsi paralarından döviz veya TL cinsinden yıl içinde bir veya daha fazla borç para alabilmektedir. Şirketin aldığı bu borçlar karşılığında ortağa herhangi bir faiz ve benzeri adlar altında bir bedel ödenmemesi halinde şirket bünyesinde ödeme sırasında kur farkı oluşabilmekte veya enflasyon nedeniyle gerçek kişi ortak aleyhine zarar doğabilmektedir. İşte bu halde borçlanılan bu paralarla ilgili herhangi bir faiz ödenmemesi örtülü sermaye kapsamında değerlendirilebilmektedir. Ortakların şirkete borç vermelerindeki sebeplerden biri...

Devamını oku